3. BÖLÜM | ALMANYA’DA iŞ ARAMAK iÇiN iLK ADIMLAR


Almanya’da iş aramaya başlayabilmek için öncelikle atılması gereken adımlar

Merhaba…

Almanya’da Hayat blog serimizin 3. bölümünde, Almanya’da iş aramak için atılması gereken ilk adımlara bütün detaylarıyla değinmeye çalışacağız. Diplomanızın denkliğini almanız için yapmanız gerekenler nelerdir, denklik almanız gerçekten gerekiyor mu, yeterli seviyede Almanca öğrenmek ne kadar zamanınıza malolacak, iş başvurusu yaparken nelere dikkat etmek gerekir gibi başlıklar altında bu adımları teker teker inceleyeceğiz.

Öncelikle meslek diplomanızın denkliğini alma konusundan başlayalım, çünkü atılacak adımların en komplike olan kısmı burası. En başta şunu söyleyeyim; her meslek için Almanya’da denklik almak gerekmiyor.

Şöyle ki: Düzenlemeye tabi meslekler var, düzenlemeye tabi olmayan meslekler var. Bunların ne anlama geldiğini hemen açıklayacağım fakat yine peşinen söyleyeyim: Ben şahsen, eğer mesleğiniz düzenlemeye tabi olmayan meslekler sınıfına giriyorsa bile, -yani denklik alınması kesin şart olmayan meslekleri kastediyorum- eğer alınabilme imkânı varsa mutlaka denklik belgenizi almanızı önemle tavsiye ederim. Zira denklik belgeniz, iş başvurularınız sırasında işverenler nezdinde de şansınızı mutlaka arttıracaktır.

Bu konu Alman Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı ve Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nin yetki kapsamına giriyor ve söz konusu devlet dairesinin düzenlemeye tabi olan ve olmayan meslekler ile ilgili ifadeleri şu şekilde:

“Bir mesleğin ‘düzenlemeye tabi’ olması, mesleğin devletten izin veya ruhsat alma işlemi olmadan ve mesleki yeterliliğiniz tanınmadan yapılamayacağı anlamına gelir. Almanya’da birçok diğer meslek gibi sağlık ve eğitim sektöründeki meslekler (örneğin doktorluk, hasta bakıcılığı ya da öğretmenlik) düzenlemeye tabi meslekler arasında gelmektedir. Bunların yanısıra avukatlık, mühendislik de düzenlemeye tabi meslekler çatısı altındadır. Almanya’da federal seviyede düzenlemeye tabi tutulan 81 meslek ve iş dalı bulunuyor.

Ayrıca serbest çalışabileceğiniz bazı meslekler için de özel düzenlemeler geçerlidir (örneğin fırıncılık ya da kuaförlük).

Buna karşın, düzenlemeye tabi olmayan mesleklerde (örneğin perakende sektöründe ya da bilişim alanında) çalışabilmeniz için, diplomanızın resmi olarak tanınması gerekmez. Burada yeterliliğiniz bir değerlendirme sürecinden geçmeden de iş piyasasına başvuruda bulunabilirsiniz. Ancak işverenin yeterliliklerinizi daha iyi değerlendirebilmesi için yeterliliklerinizin kontrol edilmesi yine de yararlı olabilir.”

Benzer yaklaşımlar, konuyla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili birkaç kurumun daha ifadelerinde geçiyor. Yani eğer bir meslek diplomanız varsa, mesleğiniz düzenlemeye tabi meslekler arasında değilse bile denklik almanız tavsiye ediliyor.

Örneğin Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı da yine aynı konuda şu şekilde görüş beyan etmiş:

“Düzenlenmemiş meslekler için denklik zorunlu değildir. İşverenler her iş için gereksinimleri belirler. Ancak, denkliğin avantajları vardır. Resmi ve yasal olarak geçerli bir belgeniz olur. Mesleki yeterliliğiniz yasal olarak Alman mesleki yeterliliğine denk olur. Bu, iş başvurusunda şansınızı arttırır, çünkü potansiyel işverenler mesleki yeterliliğinizin bir Alman mesleki yeterlilik düzeyiyle karşılaştırılabilir olduğunu hemen fark eder. Bunlara ek olarak denklik, maaş görüşmelerinde de olumlu katkı sağlayabilir.”

Ben de kişisel olarak, az önce de belirttiğim gibi, bunu kesinlikle öneriyorum. İş bulma şansınızı mutlak surette arttıracaktır diye düşünüyorum…

ÖNEMLİ: Aşağıda okuyacağınız, yeşil renkle yazılmış paragraflar 10 Şubat 2020 tarihi itibariyle bu blog yazısına eklenmiştir. Bu güncelleme, diploma denkliği konusuyla ilgili en son ve kesin bilgileri içerir.

Yeni “Nitelikli İşgücü Göçü Yasası” kapsamında, mesleğini icra etmek üzere Almanya’ya yerleşmek isteyen herkesten, mesleği ne olursa olsun diplomasının denkliğini alması istenecek. Bu konuda sadece IT alanındaki mesleklere esneklik sağlanabilecek. 

Bu uygulamada, yeni yasaya özel bu tip bir değişikliğe gidilmesinin belli gerekçeleri de var elbet… 

Normal şartlarda, düzenlemeye tabi olmayan mesleklere denklik alma şartı yok. Bu durum, halihazırda  Almanya’da yaşamakta olan ve mesleki eğitimini Almanya dışında almış kişiler için halen geçerli. 

Yani kişi Türkiye’de mesleki eğitimini veya üniversite eğitimini almış ve sonrasında başka herhangi bir sebeple Almanya’ya yerleşmişse ve bu süreçte, yani halihazırda Almanya’da yaşıyorken karşısına mesleğini icra edebileceği bir iş fırsatı çıkmışsa ve düzenlemeye tabi olmayan bir mesleğe sahipse, denklik almadan mesleğini icra edebiliyor. 

Ancak yeni yasayla ilgili olarak Alman makamları, yasanın harfiyen amacına uygun olarak yürütülmesini hedefliyorlar. 

Yani kişi Almanya’ya “mesleği” sebebiyle gelecek, “mesleğini” icra edebileceği bir iş sözleşmesi yapacak, ve “Ausländeramt” yani yabancılar dairesi, kişinin Almanya’da tanınan bir mesleki eğitimi olduğuna ve gerçekten bu mesleği icra etmek için Almanya’ya geldiğine ikna olacak… 

Yasayı anlamaya çalışırken, kafada çok fazla komplike hale getirmeye gerek yok. Bu yasanın bir amacı var, yasanın amacı dünyanın dört bir yanından nitelikli işgücünü Almanya’ya çekmek. 

Sürecin neticesinde size oturum iznini yabancılar dairesi verecek ve tüm süreçle ilgili olarak yabancılar dairesini her şeyi doğru yaptığınıza ikna etmeniz gerekiyor. 

Bunu nasıl sağlayacaksınız, basit adımlarla gidelim; bir mesleğinizin olması gerekiyor, bu mesleğin Almanya’da tanınır olduğunu ispatlamanız yani denkliğini almanız gerekiyor, ve sonrasında mesleğinizi icra edebileceğiniz bir iş sözleşmenizin olması gerekiyor. Adımlar net.

Lafı çok dolandırmadan söyleyelim: “Ben bu yasanın bir açığını bulurum”, ya da “acaba ben bu yasayı neresinden delerim” şeklinde düşünenlere kapı kesin olarak kapalı. Böyle bir yol yok. Amaç bu değil. 

Dolayısıyla denklik, bu yasa kapsamında, her meslek sahibinden istenecek…

Ayrıca denklik belgenizi almak size, Almanya’ya bizzat gelip iş arayabilmeniz için 6 aylık bir iş arama vizesi alma hakkı da getiriyor beraberinde. Bu da önemli. Tabii bu vizeyi almak için resmi makamlara, Almanya’da sizi 6 ay geçindirecek kadar bir bütçenizin olduğunu da kanıtlamanız ve bu parayı yetkili bankalarda bloke etmeniz gerekiyor. Bu meblağ da aylık 853 Euro, toplamda 5118 Euro’luk bir bütçeye denk geliyor. Bu paraya devlet el koymuyor tabii ki; sadece sizin bu bütçeyi devlete verdiğiniz bir garanti olarak hesabınızda bloke etmeniz gerekiyor. Sonra bu paranın her ay altıda biri serbest bırakılıyor ve kullanabiliyorsunuz. Eğer Almanya’da size sponsor olabilecek yakınlarınız varsa (ki bunların akraba olması şartı yok) ve onların davetiyle gelip, onlarda ikamet edeceğinizi belgeleyebiliyorsanız, bu bloke hesap mecburiyeti kalkıyor. Tabii bunun için, garantör olacak kişinin de devletçe belirlenmiş bir seviyede kazancının olması gerekiyor.

Bu garantör ve davetiye konusunun detaylarına, örneğin garantör tarafından sağlanması gereken şartlara ve yapılması gereken başvurulara bir sonraki yazıda da değineceğiz…

Ancak hemen belirteyim, iş aramak için bu vizeyi almak bir mecburiyet değil, size tanınan bir hak. Bu hakkı kullanmadan da, online yollarla da pekalâ iş aramak, iş bulmak mümkün.

Bu arada atlamadan ekleyeyim: Mesleğinizin Almanya’da düzenlemeye tabi olup olmadığını, hangi kanunlarla düzenlendiğini ve yeterliliklerinizin kontrol edilmesi için hangi kuruma başvurmanız gerektiğini de az önce bahsini ettiğimiz federal dairenin iletişim organlarını kullanarak öğrenebilirsiniz.

Daha önce de söz ettiğim gibi; eğer Türkiye’den yeterli talep ve ihtiyaç olur da biz de konuyla ilgili profesyonel danışmanlık hizmeti vermeye başlarsak, bu hizmet paketine de mutlaka bu kurumlarla sizin adınıza iletişim kurma, her kişi için ayrı ayrı sorgulama yapılması, işlemlerinin başlatılıp takibinin de sağlanması dahil olur.

Bu konu önümüzdeki dönemde netleşecek…

Peki, meslek diplomanızın Almanya’da denkliğini alabilmek için yapılması gerekenler nelerdir?

Geldik dananın kuyruğunun koptuğu yere…

Denklik işlemlerinin yapılmasıyla ilgili olarak bakanlığın ülke çapında yetki verdiği kurumlar var. Denklikle ilgili tüm işlemler bu kurumlar tarafından yürütülüyor.

Bunlar genellikle, Türkiye’deki ismiyle, Sanayi ve Ticaret Odaları oluyor. Bu kurumlar da talep yükünü meslek grupları bazlı olarak paylaşmış durumdalar.

Örneğin X meslek grubuna bir kurum bakıyorken, Y meslek grubuna başka bir kurum bakıyor. Mesleğimize göre hangi kurumla iletişime geçmemiz gerektiğini belirliyoruz.

Başvuru sahibinin ilk adım olarak, diplomasının hangi Alman meslek diplomasıyla karşılaştırılmasını istediğine karar vermesi gerekiyor. Yani sizin mesleğinizin diploma üzerinde yazan ismiyle, Almanya’daki ismi benzeşmeyebilir örneğin; ya da isimler aynıdır da, mevcut meslek diplomanızla Almanya’da, mesleğin farklı branşlarında faaliyet gösterme imkânınız vardır, birini seçmeniz beklenebilir.

Bu konuda yine yetkili kurumdan tavsiye alabiliyoruz. Denklik işlemlerini yapacak olan kurumdan işlemleri başlatmadan önce bu seçimle ilgili olarak da yardım isteyebiliyoruz.

Peki, karar verildi, işlemler başlatılacak, hangi belgeleri sağlamanız gerekiyor?

Tabii ki, öncelikle kimlik belgeniz ve diplomanız…

Bazı meslekler için transkript de isteniyor, bunu da not olarak düşelim. Tablo şeklinde, yani listelenmiş bir biçimde özgeçmişiniz. Tamamladığınız eğitim kurslarının ve iş tecrübelerinizin listesi. Mesleki tecrübelerinizin kanıtı; bugüne kadar mesleğinizi icra ettiğiniz işyerlerinden referanslar. Varsa, meslek içi veya harici eğitimlerle ilgili belgeler. Almanya’da çalışmak istediğinize dair kanıt. Örneğin Almanya’da işverenlerle halihazırda temas halinde olabilirsiniz, ya da online iş arama sitelerine CV girişi yapmış olabilirsiniz. Bu yeterli oluyor niyetinizi kanıtlamaya. Bunu telefonla da sorup teyit ettirdik. Ve son olarak, daha önce Almanya’da denklik işlemi için başvuruda bulunmadığınıza dair yazılı beyanınız…

Özetleyip listeleyecek olursak:

1. Kimlik Belgesi

2. Diploma (bazı durumlarda ilaveten transkript)

3. Liste şeklinde özgeçmiş

4. Mesleki tecrübe referanslarınız

5. İlave eğitimlerle ilgili belgeleriniz

6. Almanya’da çalışma isteğinize dair kanıt

7. İlk denklik başvurunuz olduğuna dair yazılı beyan.

Bu belgelerin yeminli tercüman vasıtasıyla Almanca’ya çevrilmiş ve kopyaların noter onaylı olması gerektiğini de muhtemelen tahmin ediyorsunuzdur, ama ben yine de her ihtimale karşı hatırlatayım…

Bazı durumlarda başvuru için ayrıca bir form doldurulması gerekebiliyor. Bu formu online olarak da doldurup gönderebiliyorsunuz. Form tamamen Almanca; bu yüzden eğer halihazırda Almanca bilginiz yoksa yardım almanız gerekebilir.

İlk başvuruda ilgili kuruma ödenen ücret 200 Euro. Eğer denklik herhangi bir sebepten dolayı alınamazsa bu ödenen ücret iade ediliyor. Sürecinizin yoğunluğuna göre veya birtakım adaptasyonları almanız gerekmesi halinde ise söz konusu ücretler 600 Euro’ya kadar çıkabiliyor.

Belgelerinizi teslim ettikten sonra kurum, Türkiye’de aldığınız meslek diplomasıyla Alman meslek diploması arasında önemli farklar olup olmadığını kontrol ediyor. Eğer bu tür farklar varsa, farkların başka belgeler ya da geçmiş meslek deneyimi sayesinde dengelenip dengelenemeyeceğini de kontrol ediyor.

Eğer elinizdeki belgeler meslek diplomanızın denklik alabilmesi için yeterli olmazsa, duruma göre çeşitli referanslarla ya da uzman görüşmeleri aracılığıyla bir yeterlilik tespiti de gerçekleştirilebiliyor.

Sizin diplomanız ve Alman diploması arasında önemli farklar yoksa, tam eşdeğerlik onaylanır ve size mesleğinizi icra etme izni verilir.

İşlemler sırasında Türkiye’deki mezuniyetiniz ve edinilen yeterliliklerle, Alman meslek diploması arasında önemli farklar tespit edilirse, “düzenlemeye tabi olmayan” mesleklere mensup başvuru sahiplerine, cevap niteliğinde, bu farkların detaylı olarak tarif edildiği bir belge gönderilir. Bununla doğrudan işverenlere başvurabilir ya da bireysel olarak size uygun bir meslek içi eğitim seçebilirsiniz.

“Düzenlemeye tabi” mesleklerde ise farkları dengeleme imkânına sahipsiniz. Meslekten mesleğe değişkenlik göstermekle birlikte, bu dengeleme için bir yeterlilik uygulamasına ya da bir uzmanlık sınavına katılabilirsiniz.

Burada bir parantez açayım. Bu son bahsettiğim işlem için ayrıca ücret alınıyor. Bu ücretler ise yine yetkili kurumlar tarafından tespit edilmekte. Bu nedenle başvuru sahipleri, başvuruda bulunmadan önce muhtemel masraflar hakkında bilgi alırlarsa, sonradan herhangi bir sürprizle karşılaşmamış olurlar. Tüm belgeler eksiksizse, sürecin tamamlanması üç aydan fazla sürmeyecektir…

Bu yasayla ilgili 45 yaş üzerinde olanlara yönelik bir istisnai durum var, onu da yeri gelmişken belirteyim. 45 yaş üzerinde olup da nitelikli işgücü göçü yasasından faydalanmak isteyenlerin, 2020 yılı itibariyle aylık en az, brüt 3795 Euro maaş alması bekleniyor. Yani 45 yaş üzerindekilere bu miktarı bir ön şart olarak koşuyor yasa. Bunun da sebebi, 3795 Euro’nun “altında” bir maaş alındığı takdirde, 45 yaştan itibaren ödenecek emeklilik primleriyle, emeklilik sonrası sağlanacak maaş ve hizmetlerin karşılanamıyor olması. Yani Alman devleti, doğal olarak buradaki maddi zarardan kaçınmak istiyor. Bu maaş tutarı sağlanamazsa, kişi tarafından kanıtlanabilecek farklı emeklilik sonrası garantileri de, duruma göre geçerli sayılabiliyor.

Gelelim lisan konusuna…

Almanca, evet, gerçekten de öğrenilmesi çok kolay bir dil değil. Ama gözde çok büyütülüp korkulacak, öğrenilmesi imkânsız bir dil de değil. Ben anadilim Türkçe’nin haricinde, Almanca, İngilizce ve İspanyolca da biliyorum ve birkaç başka Avrupa diline daha aşina olduğumu söyleyebilirim. Halihazırda da İtalyanca öğrenmeye çalışıyorum. Dolayısıyla diller arasında nispeten sağlıklı bir kıyaslama yapabiliyorum. Ve bu kıyaslamadan, Almanca’nın kolay bir dil olmadığı çıkıyor…

Fakat, bu çok iç açıcı olmayan haberin hemen arkasına bir de güzel haber vereyim. Almanca’nın çok temel ve katı kuralları var. Bunları kavradığınızda, özellikle de “ismin hallerini” ve meşhur “der-die-das” konusunu hallettiğinizde, öğrenme sürecinin diğer lisanlardan çok bir farkı kalmıyor ve gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Bu yüzden lütfen, Almanca öğrenmeyi aklınızda bir kabusa dönüştürmeyin.

Telaffuz konusundaki sıkıntılarınıza ise hiç takılmayın. O da mutlaka zamanla düzelecektir. Ama 3 yıl, ama 5-10 yıl, gayret ettiğiniz ve konuşmaya devam ettiğiniz sürece kesinlikle toparlanır. Zaten işinizi iyi yapıp anlaşılır cümleler kurduğunuz müddetçe, ilk etapta, iyi niyetli hiçkimse telaffuzunuza takılmaz.

Lisan seviyesi konusunda beklentilere gelecek olursak…

Sizden, “mesleğinizin ne olduğuna bağlı olarak değişkenlik göstermekle birlikte” genellikle B1 seviyesinde Almanca öğrenmeniz bekleniyor. Ancak bu beklenti iş arama vizesi veya çalışma vizesi için değil, bunu bizzat yetkili makamlarla telefon görüşmesi yaparak teyit ettirdik. Söylediğim gibi, bu konu tamamen mesleğinizin ne olduğuyla ve işvereninizin beklentileriyle alakalı. Lisan ile ilgili kesin olan bir ayrıntı ise, eğer mesleğinize denklik almak için Türkiye’deki eğitiminiz yeterli görülmediyse ve Almanya’da ek bir eğitime (yani Ausbildung’a) ihtiyaç duyacaksanız, en az B2 seviyesinde Almanca bilmeniz şart.

Bunların yanısıra, doğrudan insanla temas halinde olunan bazı mesleklerde beklenti B2 seviyesine, hatta kimi durumlarda C1 seviyesine kadar çıkabiliyor. Örneğin, “hemşirelik için devletin beklentisi B2 seviyesiyken, yoğun ihtiyaçtan dolayı özel hastane ve kliniklerde, belki B1 seviyesinde Almanca’yla da iş bulmak ‘mümkün’ olabilir. Veya devlet hastanelerinde çalışma isteği olan hekimler için, bazı ihtisas alanlarında, devlet C1 seviyesinde Almanca’yı bir ön koşul olarak belirleyebilir”, dedi telefonda görüştüğümüz yetkili. Yani uzun lafın kısası, devletin lisan konusunda bazı sıradışı durumlar ve birkaç meslek grubu hariç kesin çizgileri yok. Yasada da, burada alınacak bir üniversite eğitimi veya meslek diplomanıza ek olarak almanız gereken eğitimler için belirtilen dil seviyeleri haricinde hiçbir kesin atıf bulunmuyor. Ancak tüm resmi internet sitelerinde ve özellikle de iş bulmayla ilgili kaynaklarda, lisan seviyesi konusunda benzer tavsiyeler mevcut.

Dolayısıyla, iş bulma şansınızı yükseltmek ve Almanya’daki yaşamınızı kolaylaştırmak için, en az B1 seviyesinde Almanca önerildiğini ve buna şahsen de katıldığımı söyleyebilirim…

Şimdi, hemen bu noktada şunu da belirteyim: Herhangi bir kursa belli bir süre giderek şakır şakır Almanca konuşmak çok mümkün değil, ancak kursu tamamladıktan sonra yapılan sınavla B1 seviyesi için yeterlilik belgesi almak mümkün.

Bunu şöyle açayım, biraz tuhaf geldi kulağa farkındayım:

Ben, bundan 4-5 sene kadar önce, burada bir kuruma verilmek üzere, B1 seviyesi yeterlilik belgesi almak durumunda kalmıştım. Doğrudan sınava girdim. Ve gördüm ki, muhtemelen burada yaşayıp zaten günlük hayatta da dili devamlı kullandığım için olsa gerek, hem sözlü hem yazılı sorular seviyemin çok altında kaldı. Tahmin ediyorum, B2 seviyesi için benzer bir sınava girmek durumunda olsaydım, çok büyük ihtimalle yine aynı manzara ortaya çıkacaktı.

Yani şunu söylemeye çalışıyorum:

Seviye yeterlilik sınavları, bizzat deneyimleyip tespit ettiğim kadarıyla, kursta öğrendiklerinizi aşmayacak, sizi aşırı zorlamayacak şekilde hazırlanıyor. Dolayısıyla, kursa düzenli bir şekilde devam edip günlük egzersizleri yaptığınız takdirde, B1 seviye belgesini alamamanız için hiçbir sebep yok. Dilin aslını zaten burada öğreneceksiniz.

Almanya’ya gelip sokağa çıkmadan, insan içine karışmadan mükemmel Almanca öğrenemeyeceğinizi, muhtemelen ilgili Alman makamları da tahmin ediyordur zaten. Dolayısıyla iş başvuruları yapıp çalışmaya başlayabilmek ve Almanya’ya geldiğinizde nispeten sıkıntısız bir şekilde işlerinizi halledebilmek için ihtiyacınız olan, genel olarak, B1 seviyesinde Almanca öğrenmek ve belgelemek. Ve bu da Türkiye’deki kurslarla gayet mümkün…

Peki, ne kadar sürede mümkün?

Gelelim şimdi bu konunun asıl önemli kısmına…

Türkiye’de alanında ilk sıralarda yer alan ve Almanca konusunda isim yapmış birkaç kursu, programlarını, fiyatlarını inceledim. En sonda söylemem gerekeni en başta söyleyeyim, sonra konuyu detaylandıralım.

En yoğunlaştırılmış kursu mümkün olan en kısa zamanda alsanız bile, Almanca’da B1 seviyesine gelmeniz 24 haftadan önce mümkün değil. Zaten bu seviye için 24 haftadan aşağısı makul de değil.

Dolayısıyla, hemen yarın gidip kursa yazılıp, olabilecek en yoğunlaştırılmış şekilde Almanca öğrenmeye başlasanız bile, en erken 6 ay kadar sonra B1 seviyesi sertifikanızı elinize almış oluyorsunuz. Bu da tabii, hemen kurs bitiminize denk gelen günlerde açılmış bir seviye tespit sınavı varsa böyle.

Daha önce bu konu geçtiğinde, “eğer niyetiniz ciddiyse yarından tezi yok Almanca öğrenmeye başlayın lütfen” diye özellikle altını çizmemin sebebi bu.

Kaldı ki, eğer eş zamanlı olarak hem çalışıp hem kursa devam edecekseniz, yani sadece haftasonları veya hafta içi bazı günlerde akşam iş çıkışında birkaç saat Almanca öğrenmeye ayırabilecekseniz, B1 seviyesine gelmeniz, bazı kurs takvimlerinde, bahsettiğimiz sürenin iki katına kadar çıkabiliyor. O yüzden bence yapılması gereken ilk iş, atılması gereken ilk adım bu. Bir an önce Almanca öğrenmeye başlamak…

Bu konuyu açmışken, Almanca’da B1 seviyesine gelebilmek için yaklaşık olarak ne kadar bir bütçe ayrılması gerektiğinden de bahsedelim.

Almanca konusunda önde gelen kursların fiyatları, üç aşağı beş yukarı aynı. B1 seviyesine gelmeniz için almanız gereken üç farklı kurun derslerinin ve sonrasında seviyenizi belgelemek için gireceğiniz sınavların ücretleri üst üste konulduğunda, yaklaşık olarak 1500 Euro civarında bir tutar çıkıyor ortaya. Bütçe ayarlamanızı buna göre yapabilirsiniz. Çok ekstrem durumlar olmazsa, ödeyeceğiniz miktar maksimum budur. Yani 1500 Euro civarına, Almanya’da iş arama, iş bulma seviyesine gelebileceğiniz kadar Almanca’yı öğrenmiş ve bunu belgelemiş oluyorsunuz.

Dil konusunu da bu şekilde bitirdikten sonra, son olarak iş başvuru dosyası nasıl hazırlanır, Alman işveren sizden nasıl bir dosya almayı, dosyada neler görmeyi bekler, biraz da bu konuya değinelim ve bu yazımızı bitirelim…

İş başvuru dosyası en ufak bir ihmale gelmeyecek kadar ciddi bir konu. Alman titizliğini bilirsiniz, mutlaka duymuşsunuzdur. Gerçi iş başvurusu her yerde ciddi bir konudur. Sizin, daha ilk adımda, işi ne kadar ciddiye aldığınızı gösterir. Ama burada işin içine bir de Alman disiplin anlayışı girince bu konu bir kat daha fazla önem kazanıyor. Dolayısıyla mutlaka destek almanızı, gerekirse profesyonel yardım almanızı veya, eğer varsa, Almancası ana dil seviyesinde olan bir yakınınızla beraber bu dosyayı hazırlamanızı öneririm. Eğer potansiyel işveren sizden bu dosyayı özel olarak başka bir dilde istememişse, mutlaka Almanca hazırlanması gerektiğini de ayrıca hatırlatayım.

İdeal bir iş başvuru dosyasında, bir motivasyon mektubu, bir özgeçmiş ve diplomalar yer alır. Bunlara ek olarak daha önce mesleğinizi icra ettiğiniz işyerlerinden alınmış referans mektupları, meslek içi veya harici eğitimlerin sertifikaları ve Almanca seviyenize dair belgeniz dosyanızı zengin kılar ve şansınızı arttırır. Ancak sırf evrak, belge vs. kalabalığı olsun, çok görünsün diye de olur olmaz her şeyi eklemeyin tabii.

Motivasyon mektubunuzda, iş başvurusunu neden yaptığınızı ve söz konusu iş için neden en uygun aday olabileceğinizi kısa ve öz, etkili bir dille anlatın. Güçlü yönlerinizi mutlaka vurgulayın. Her işverene gönderdiğiniz iş başvuru dosyasına aynı mektubu eklemeyin. Kolaya kaçmayın. Hayatınızın geri kalanını etkileyebilecek başvurulardan bahsediyoruz neticede. İşveren mektubun özel olarak yazıldığını, konuya özenildiğini farketsin.

Dosyanın CV kısmını çizelge şeklinde hazırlayın. En başta kişisel bilgileriniz, sonrasında aldığınız eğitimler ve iş tecrübeleriniz kronolojik sıraya göre bu çizelgede yer alsın.

Ha, bir de mutlaka, ışıl ışıl bir vesikalık fotoğrafınızı eklemeyi unutmayın…

Eğer lisan veya dosya düzeniyle ilgili olarak altından kalkamayacağınızı düşünüyorsanız, mutlaka ama mutlaka destek alın.

Danışmanlık hizmeti düşüncemizin içinde bu konu da yer alabilir bu arada, bunu da belirteyim. Sizin sağlayacağınız bilgiler doğrultusunda, kişiye özel, etkili bir iş başvuru dosyası hazırlama seçeneğini sunma ihtimalimiz de mevcut.

Bu konuyu açmışken de tekrar altını çizmekte fayda görüyorum: Bu danışmanlık konusunu muhtemel ihtiyaçlar neticesinde hayata geçirmemiz gerekirse, olabilecek en makul ücretlerle bu hizmeti sunacağız. Bunun sözünü şimdiden verebilirim…

Evet, bu yazımızın da sonuna geldik…

Yeni göç yasasından faydalanarak Almanya’ya gelebilmek için atılması gereken ilk adımlardan, elimden geldiğince ayrıntılı bir şekilde bahsetmeye çalıştım.

Sizin de soru ve önerileriniz olursa lütfen bize yazın. İletişim bilgilerimizi bu vesileyle tekrar paylaşayım:

Bizimle iletişime geçmek için, bilgi@almanyadahayat.com adresine e-posta gönderebilirsiniz. Veya doğrudan sitemizde bulunan iletişim formunu doldurarak da bizimle temas kurabilirsiniz.

Bunların yanısıra, şahsıma ait twitter hesabımdan da konuyla ilgili düzenli olarak paylaşımlarda bulunmak niyetindeyim. Dilerseniz beni twitter’dan da takip edebilirsiniz. Paylaşımlar altında fırsat buldukça fikir alışverişinde bulunabiliriz…

Twitter hesabım: @ilkersagdilek

Lütfen bu blog yazılarını paylaşarak, ihtiyaç duyabileceğini düşündüğünüz yakınlarınızı da haberdar etmeye özen gösterin. Bu bilgilere ihtiyacı olan ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek o kadar faydalı bir iş yapmış oluruz.

Türkiye’den Almanya’ya turistik veya uzun süreli gelmenin, yerleşmenin, yeni göç yasası haricinde başka birtakım resmi yolları daha var. Gelecek yazımda bu diğer yöntemleri ele alacağım…

Okuduğunuz için teşekkürler…

Bir sonraki yazıda buluşmak üzere…

Kendinize iyi bakın, hoşçakalın…

BU İÇERİĞİ YOUTUBE’DA İZLEYİN

YAZIYI PAYLAŞIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir