9. BÖLÜM | ALMANYA’DA ULAŞIM VE TRAFiK


Almanya’da şehirlerarası ulaşım ve şehir içi toplu taşıma yöntemleriyle, trafik akışı ve trafikle ilişkili konuların incelenmesi

Almanya'da ulaşım

Merhaba…

Almanya’da Hayat blog serimizin 9. bölümünde, Almanya’da şehirlerarası ulaşım ve şehir içi toplu taşıma yöntemleriyle, trafik akışı ve trafikle ilişkili konuları inceleyeceğiz…

Almanya’da en yoğun kullanılan ulaşım yöntemi, ister şehirlerarası olsun ister şehir içi, demiryolları ve raylı sistemler. Almanya’da demiryolları uzunluğu birçok kaynağa göre 40 bin kilometrenin üzerinde görünüyor. Ancak, yaklaşık sekiz senedir bizzat bir çalışanı olduğum Alman demiryolları kuruluşu Deutsche Bahnın, henüz iki hafta önce katıldığım bir seminerinde, toplam demiryolları uzunluğu 34 bin kilometre olarak verildi ve bunun 19 bin 300 kilometresinin elektrikli hatlar olduğu söylendi. Belki diğer kaynaklar şehir içi raylı sistemleri de hesaba katıyor olabilir, bilemiyorum. Fakat kesin olan bir gerçek var: Almanya’daki demiryolları uzunluğu -Deutsche Bahn’ın verileri dikkate alındığında- dünyada 6. sıradayken, yoğunluk açısından bakıldığında, yani demiryolları uzunluğu ülkenin yüzölçümüne oranlandığında, dünya genelinde net bir şekilde birinci sırada.

Alman toplumu hem çalışkan, hem de gezmeyi seven bir toplum. Aynı zamanda ülkede yerli veya yabancı, oldukça yüksek sayıda üniversite öğrencisi de yaşıyor. İş anlamında daha cazip olanaklar ve gelir imkânı bulduğu için başka şehirlerde çalışan, fakat memleketinden de ailevi veya benzer birtakım sebeplerden dolayı tamamen kopmak istemediği için, haftasonları veya diğer tatil günlerinde evine dönen ve dolayısıyla sık sık yolculuk yapan kişi sayısı da azımsanamayacak ölçüde Almanya’da. Bütün bunları üst üste koyduğunuzda, ülkede şehirlerarası ve şehir içi ulaşımın ne kadar önemli bir yer tuttuğunu tahmin edebilirsiniz.

Şehirlerarası seyahatlerde tren seferleri çok sık, seçenekler bol ve yolculuklar hızlı. Bu yüzden, başta da söylediğim gibi en çok tercih edilen yöntem tren yolculuğu. Ülkedeki hızlı tren “ICE” yani “Intercity Express” ile, Almanya’nın neredeyse en güneyinde sayılabilecek Münih’ten, Almanya’nın neredeyse en kuzeyinde sayılabilecek Hamburg’a altı saatte varmak mümkün. Söz konusu mesafe karayollarıyla yaklaşık 800 km. civarında. Trenler için hız yapmaya daha uygun hatların bulunduğu, Münih ve Berlin arasındaki, karayollarıyla yaklaşık 600 kilometrelik mesafeyi ise, “ICE Sprinter” ile hiçbir ara istasyonda durmadan 3 saat 50 dakikada bile tamamlayabilirsiniz.

Almanya’da “ICE” yani hızlı trenler, müsait güzergahlarda saatte 320 km. hıza kadar çıkabiliyorlar. Normal raylarda ise hızları saatte 160 km.’ye kadar düşüyor. Bir “ICE” sıradan bir yolculuğu ortalama olarak saatte 220 ila 260 km. arasında hızla tamamlıyor dersek, sanırım yanlış bir hesap olmaz. Tabii uzun mesafeli tren yolculuklarında bir şehrin merkezinden doğruca bir başka şehrin merkezine gidilebildiğini ve bu durumun da vakit anlamında bir avantaj sağladığını da unutmamak gerekir. Ayrıca tren yolculuklarının, karayolu ve havayolu yolculuklarına göre çok daha doğa dostu bir yöntem olduğunu da ekleyelim.

Almanya'da ulaşım

Almanya’da demiryolu hatlarını kullanan, “ICE” dışında ayrıca “InterCity” gibi daha fazla güzergaha işleyen fakat saatte 160 km. ortalama hızla giden yarı hızlı trenler, “EuroCity” gibi Avrupa’daki büyük şehirlere seyahat edilebilen uluslararası trenler ve ara istasyonlarda durup durmadıkları, kullandıkları güzergahlar, konfor seviyeleri gibi birtakım kıstaslara göre ayrılan ve küçük ilçelere, hatta kimi büyük köylere kadar ulaşan “InterRegio-Express”, “Regional-Express” ve “Regional-Bahn” gibi bölgesel trenler de mevcut. Son olarak, yine sinyalli demiryolu hatlarını kullanan ve kimi bölgelerde en uzak banliyölere dahi işleyen “S-Bahn” yani şehir hatları trenleri…

S-Bahn’lara birazdan, Almanya’da şehir içi ulaşım konusunu incelerken, ayrıca tekrar değineceğiz.

Almanya’da otobüsle şehirlerarası ulaşım konusunun, evvelden birkaç otobüsle hizmet veren küçük turistik firmalar haricinde çok uzun bir geçmişi yok. Seferlerin daha sistemli bir şekilde yapılmaya ve şehirlerdeki otogarların da daha kapsamlı bir yapıya kavuşturularak kullanılmaya başlanması henüz 10-15 senelik bir süreç. Dolayısıyla bu alanda, demiryollarının kullanımında olduğu gibi oturmuş bir kültürden söz edemeyiz.

Birkaç önde gelen otobüs firmasının haricinde, “Deutsche Bahn” yani Alman demiryolları da belirli güzergahlarda otobüs işletiyor. Tüm bu otobüs seferleri Almanya’nın, hatta çevre ülkelerin de büyük şehirleri arasında gerçekleşiyor. Bilet fiyatları demiryollarına göre çok daha cazip. Fakat buna rağmen, otobüslerin trenlerin sunduğu konfor ve güvenlik duygusunu sağlayamaması, seferlerin tren seferlerine göre çok daha seyrek olması, ulaşım süresinin biraz daha uzun oluşu ve henüz çok yeni olmasından ötürü bu konuda bir toplumsal alışkanlığın oluşmamış olması gibi sebeplerden dolayı, otobüsle seyahat Almanya’da hâlâ çok rağbet gören bir yöntem değil. Otogarlar Almanya’da genellikle “ZOB” yani “Zentraler Omnibusbahnof” olarak anılıyorlar. Otobüs biletleri de firmaların bu terminallerdeki ofislerinden ya da internet üzerinden temin edilebiliyor.

Uçakla seyahat, Alman toplumunun uluslararası yolculuklarda çokça kullandığı fakat yurtiçinde pek de tercih etmediği bir yöntem. Zira, demiryolları ülkede en küçük yerleşim bölgesine bile ulaşımı sağlıyor. Çoğu durumda, harcanan vakit anlamında da uçak yolculuğuna göre bir dezavantaj getirmiyor. Örneğin ben şimdi Münih’teki evimden çıkıp Berlin’in şehir merkezine gitmek istesem ve uçak yolculuğunu tercih etsem harcayacağım vakit, evden havaalanına ulaşma, uçuş saatinin belli bir süre öncesinde havaalanında olma, uçuş süresi, Berlin’e indikten sonra, eğer varsa valiz bekleme ve Berlin havaalanından şehir merkezine ulaşma gibi durumları üst üste koyduğunuzda, en iyi ihtimalle dört buçuk saati buluyor. Aynı yolculuğu trenle yapmaya karar verdiğim ve express bir trenle yolculuk ettiğim takdirde harcayacağım vakit de aşağı yukarı bu kadar ve üstelik daha az stresli. Hatta kimi durumlarda daha da hesaplı bile diyebiliriz.

Almanya’da, tatil konusu ciddiye alınan, önemli bir konu. İnsanlar tatil planlarını aylar öncesinden yapıyorlar ve tatilini yurtdışında geçirenlerin sayısı da çoğunlukta. Kışın Avusturya, İsviçre gibi çevre ülkelerde, kayak ve benzer kar sporları için yapılan tatillerde, Almanya’nın daha ziyade güney bölgelerinde yaşayanlar uçak seyahatini pek tercih etmiyor olabilirler. Ancak yaz tatillerinde, özellikle de güney Avrupa, Türkiye ve daha uzak mesafelere gidilecekse, ilk tercih edilen yöntem tabii ki uçak yolculuğu.

Almanya'da ulaşım

Ülkenin en büyük havayolu şirketi açık ara Lufthansa. Lufthansa’nın Almanya’daki bazı havaalanlarında kendisine özel, ayrı bir terminali bile bulunuyor. Lufthansa’nın haricinde ülkede altmışın üzerinde havayolu şirketi mevcut. Ekim 2017’de iflasını verene kadar Air Berlin, bu şirketler arasında Lufthansa’dan sonraki en büyük şirket pozisyonundaydı. Şimdi ise, diğer büyük havayolu firmaları arasında Eurowings, Germanwings, TUIfly, Condor ve Sun Express Deutschland’ı sayabiliriz.

Son dönemde popülerleşen ve şehirlerarası ulaşım başlığı altına ekleyebileceğimiz bir diğer yöntem de “Mitfahrgelegenheit” yani araba paylaşımı. Bir araç sahibinin, konuya özel oluşturulmuş web siteleri ve uygulamalar üzerinden, aynı yöne yolculuk edecek ve benzin masraflarını paylaşabileceği yol arkadaşlarıyla eşleştirilmesi esasına dayanan bu sistem son yıllarda oldukça ilgi görmeye başladı.

Buraya kadar Almanya’da en çok tercih edilen seyahat yöntemlerini anlattık. Biraz da günlük hayatta halkı daha çok ilgilendiren, Almanya’da şehir içi ulaşım konusunu inceleyelim…

Şehir içi ulaşımda da en çok tercih edilen yöntemler, yine raylı sistemler. Az önce bahsini ettiğimiz “S-Bahn” yani “Stadtbahn”, bazı büyük şehirlerde bulunan ve yeraltı hatlarını kullanan “U-Bahn” yani “Untergrundbahn”, kimi şehirlerde teknolojik anlamda gayet iyi bir seviyeye eriştirilmiş “Straßenbahn” yani tramvay hatları ve otobüsler ile metrobüsler de şehir içi ulaşımda önemli yer tutuyorlar.

S-Bahn’lar hem şehir içinde belli bir güzergah üzerinde giderler -ki bu çoğu zaman tüm hatların birlikte kullandığı güzergaha “Stammstrecke” denir- hem de şehrin çevresindeki neredeyse tüm banliyölere ulaşırlar. U-Bahn, bulunduğu şehirlerde genellikle şehrin merkezi bölgelerinde sefer yapar. Tramvaylar ise sadece şehir merkezlerinde işlerler. Birçok büyük şehirde, gerek sefer sıklığı ve güzergah zenginliği açısından gerekse kullanılan altyapı bakımından oldukça iyi durumdadırlar. Bazı bölgelerde, S-Bahn duraklarına yolcu taşıma anlamında takviye olarak düşünülüp işletmeye sokulan metrobüsler ve Türkiye’de “belediye otobüsü” olarak andığımız otobüsler de hem şehir içinde hem de banliyölerde hizmet veren toplu taşıma sistemleridir.

Almanya'da ulaşım

Birçok şehirde bu toplu taşıma sistemleri ayrı ayrı şirketler tarafından işletilmelerine rağmen, aynı zamanda bir birlik çatısı altında da toplanmışlardır ve genellikle bu sistemlerden birini kullanmak için alacağınız bilet veya abonman, diğer sistemlerde de geçerli olur. Bu biletler son derece çeşitlidir. Kullandığınız taşıt ve bölgeye göre iki veya dört durak gidebileceğiniz kısa mesafe biletleri, tek yön tek kullanımlık biletler, günlük biletler, haftalık ve aylık biletler bunların en sık kullanılanları arasında gelir. Toplumun belli kesimleri için, birçok ülkede olduğu gibi Almanya’da da toplu ulaşım biletlerinde indirim uygulanır. Örneğin sosyal yardım alanlar, emeklilik yaşına gelmiş olanlar, öğrenciler, engelliler ve belli bir yaşa kadar çocuklar ve gençler bu indirimlerden faydalanabilirler. Bunun yanısıra uzun süreli abonmanlarda %10-15’lere varan indirimler de uygulanabilir.

Günlük bilet fiyatlarında 2019 yılı itibariyle en ucuz şehir 5,20 Euro ile Stuttgart’ken, en pahalı şehirler 8,80 Euro ile Köln ve Bonn. Büyük şehirlerin ortalamalarını aldığımızda ise 7,02 Euro tutarını buluyoruz. Aylık biletlerde ise en ucuz şehir -kulağa tuhaf geliyor ama- 55,20 Euro ile Münih. En pahalı şehir ise 109,20 Euro ile Hamburg. Büyükşehir ortalamalarını aldığımızda da 77,50 Euro gibi bir meblağ çıkıyor karşımıza.

Almanya’da toplu ulaşım araçlarında bilet kontrolleri genellikle kontrolörler tarafından yapılır. Birçok ülkede ve Türkiye’de de kullanıldığı gibi, istasyon veya durak girişlerinde turnikeler ya da araca binilince bir cihaza okutulan kartlar ve benzeri ücret ödeme yöntemleri yoktur. Biletinizi alır araca binersiniz; kontrolör denk gelirse biletinizi kontrol eder. Kontrolör her yolculuğunuzda denk gelmeyebilir ancak Almanya’da birçok sistem gibi bu sistem de topluma güven anlayışı üzerine kurulmuştur. Toplu taşıma araçlarında biletsiz yakalanmanın cezası ise bölgeden bölgeye 40 ila 80 Euro arasında değişir.

Tüm bu toplu taşıma sistemleri, yapılarına, günün saatine ve bölgeye göre değişkenlik göstermekle birlikte, beş, on ve yirmi dakikalık aralıklarla sefer yapıyorlar ve genellikle oldukça dakikler. Aynı zamanda Almanya’nın her yerinde son derece iyi örülmüş bir toplu ulaşım ağı mevcut. Örneğin ben, evimin hemen önündeki otobüs durağından her yirmi dakikada bir kalkan otobüse binerek, altı durak sonra şehirlerarası bir tren istasyonuna, o istasyondan da bir S-Bahn’a binerek beş durak sonra uluslararası yapıdaki Münih merkez istasyonuna ulaşabiliyorum. Tüm bu yolculuk toplamda 18-20 dakika sürüyor. Ya da diğer yöne doğru giden bir otobüsle sadece iki durak süren bir yolculuk veya 7-8 dakikalık bir yürüyüşle, doğrudan yaşadığım köyün tren istasyonuna giderek bineceğim bir S-Bahn’la, yedi durak ve 15 dakika süren bir yolculuktan sonra da merkez istasyona varabiliyorum.

Söz konusu vasıtaların genellikle dakik olduğunu da göz önünde bulundurduğunuzda bu bağlantı zenginliği, işlerinizi doğru planlayabilmek ve zaman tasarrufu sağlayabilmek açısından çok büyük bir avantaj. Hâl böyle olunca da zengini fakiri, genci yaşlısı herkes, toplu taşıma araçlarını kullanıyor. İnsanlar, toplumsal statüleri, maddi durumları veya yaşları ne olursa olsun, çok mecbur değillerse, kısa mesafeler için özel otomobillerini kullanmamaya gayret ediyorlar. Bu konuda genel durum bu…

Almanya'da ulaşım

Almanya’da ulaşım yöntemlerine örnek olarak gösterebileceğimiz ve son yıllarda, özellikle de büyük şehirlerde kullanım sıklığı artmaya başlayan birkaç ilginç örnek daha var.

“Carsharing” olarak adlandırılan ve önceden herhangi bir tarih bildirimi veya erken rezervasyon olmadan, çoğunlukla teslim alma zamanınızdan sadece 20-30 dakika öncesinde mobil uygulama üzerinden yapacağınız kısa bir işlemle, uygun durumdaki bir aracı size en yakın yerden alıp, işinizin bittiği yerde bırakma imkânını sunan “Car2go” ve benzeri sistemlerle, yine Deutsche Bahn’a ait olan olan ve benzer işlemler yapmak suretiyle, şehirlerdeki “belirlenmiş” park alanlarından aracınızı teslim alıp, işiniz bittiğinde yine teslim aldığınız park alanına bırakmak durumunda olduğunuz “Flinkster” gibi uygulamaları bu örneklerin başında sayabiliriz.

Bu sistemlerin çoğunda aracı kullandığınız dakika başına ödeme yaparsınız ve dakika ücreti genellikle 0,19 Euro’dan başlar. Flinkster’da ücretler saatlik olarak hesaplanır ve taban fiyat saat başına 5 Euro’dur. Her sistemde fiyatlar araçların konfor ve model özelliklerine göre değişir. Ödeyeceğiniz tutarlara genellikle yakıt da dahil edilmiştir. Eğer yolculuğunuz sırasında yakıt biterse, aracın içinde bulunan bir ödeme kartıyla benzin istasyonlarında ödeme yapılabilir. Araç alımı ve teslimi sırasında hiçkimseyle muhatap olmak zorunda kalmazsınız. Tüm işlemler her sistemin kendi mobil uygulaması üzerinden yürür; aracın kapı kilidini açmak bile…

Benzer bir sistemle, birçok büyük şehirde bisiklet veya elektrikli bisiklet de kiralamak mümkün. Yine Deutsche Bahn’a ait “Call a Bike” uygulaması ve büyük şehirlerin toplu taşıma birlikleri tarafından hizmete sunulan uygulamalar sayesinde, şehrin herhangi bir noktasından, mobil aplikasyon yardımıyla teslim alacağınız bir bisikleti, işiniz bittikten sonra şehrin başka bir noktasında bırakmanız mümkün. Bisiklet kiralama hizmeti de makul denebilecek fiyatlarla veriliyor. Şehirlerin toplu taşıma birliklerinin uygulamaları genellikle dakika başına ücret alıyorlar. Bununla birlikte Deutsche Bahn’ın birçok şehirde bulunan “Call a Bike” uygulaması, standart tarifesinde her yarım saat için 1 Euro ya da günlük 15 Euro şeklinde bir fiyatlandırma sunuyor.

Tüm bu sistemlerin yanısıra, tabii ki taksiler de şehir içi ulaşım konusunda birçok ülkede olduğu gibi Almanya’da da önemli bir alternatif olarak sayılabilir…

Almanya’da en çok rağbet gören şehirlerarası ve şehir içi ulaşım yöntemlerini böylece tamamladık. Şimdi biraz da Almanya’daki trafikten, kurallardan ve konuyla ilgili bilinmesi gerekenlerden bahsedelim…

Almanya’da hayati önem taşıyan birçok konu gibi trafik konusu da çok ciddiye alınır ve halk genellikle trafik kurallarına uyar. Ülkenin hemen her yerinde yol üzerindeki çizgiler ve işaretler, yol kenarlarındaki tabelalar, size bulunduğunuz bölgede sürüş esnasında nasıl davranmanız gerektiğini çok net bir şekilde belirtir. Almanya genel olarak zaten bir tabela ve işaretler ülkesidir. Bu durum trafikte çok daha belirgin bir şekilde göze çarpar.

Almanya’da 650 bin kilometrenin üzerinde karayolu bulunur. Bu rakama tabii ki şehir içi, şehir dışı irili ufaklı tüm yollar dahil. Otoban ağı ise toplamda 13.009 kilometre uzunluğundadır ve bu konuda dünyada dördüncü sırada yer alır. Aynen demiryollarında olduğu gibi, otoban uzunluğu ülkenin yüzölçümüne oranlandığında Almanya dünyada en yoğun otoban ağına sahip ülke olarak görünüyor. Almanya’da onlarca şehir birbirine otobanlarla bağlıdır. Dünyadaki ilk otoban 1921 yılında, Berlin’de, 9 kilometre uzunluğunda bir hat olarak inşa edilmiş. Bildiğimiz anlamda ilk otomobil de 1886 yılında Alman mühendis Karl Benz tarafından Almanya’da üretilmiştir. Günümüzde Almanya’da yaklaşık 58 milyon binek araç trafiğe kayıtlı. Resmî verilere göre bu araçların da yaklaşık olarak 38 milyonu Alman markası. İşte tüm bu araçlar, Almanya’nın otobanlarında herhangi bir yol kullanım ücreti ödemeden ve uygun bölgelerde hız limitiyle sınırlanmadan seyahat ediyorlar…

Almanya'da ulaşım

Almanya’nın otobanlarında, aksi tabelalar veya ışıklı panolarla belirtilmedikçe hız limiti yoktur. Bazı bölgelerde güvenlik amaçlı veya çevredeki yerleşim yerlerini gürültüden korumaya yönelik olarak hız limitlerine denk gelebilirsiniz. Ya da örneğin tünellerde, genellikle aracınızı saatte maksimum 80 km. hızla sürmeye izin vardır. Hava muhalefeti sürüş şartları açısından tehlikeler arz ediyorsa, kimi bölgelerde ışıklı levhalarla geçici hız limitleri de konulabilir. Fakat bulunduğunuz bölgede bunların hiçbirini görmüyorsanız, otobanın en sol şeridinden saatte 180 km. hızla aracınızı sürerken, hemen arkanızda başka bir aracın selektör yaparak sizden yol istediği durumlara da tanık olabilirsiniz. En ufak bir abartı olmadan söylüyorum…

Otobanların bazı bölgeleri için, sadece belirli ebatlardaki kamyon ve tırlara, ilk olarak 2005 yılında getirilmiş otoban kullanım ücretleri haricinde Almanya’da otobanlar tamamen ücretsizdir. Almanya bu konuda dünyada sayılı ülkeler arasındayken, otobanlarında hız limiti olmayan ülke olarak da dünyada tektir.

Bu limitsiz hız yapabilme imkânına rağmen Almanya, ölümlü kazalar konusunda, yine nüfus ve araç sayısı yani yoğunluk da göz önünde bulundurularak yapılan sıralamada, dünyada son sıralarda yer alıyor.

Almanya’da, bir araç satın aldığınızda, bu aracın adınıza kaydını ve trafik tescil işlemlerini ikamet kaydınızın olduğu bölgeye hizmet veren “KFZ Zulassungsstelle” yani araç tescil ofisinde yaptırmanız gerekir. Bu işlemleri yaptırıp plakanızı alabilmek için gereken evraklar, kimliğiniz, zorunlu trafik sigortası, araç muayene belgeleri ve aracın tescil belgesidir.

Aracınızla trafiğe çıktığınızda, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Almanya’da da dikkat etmeniz gereken kurallar vardır. Aksi takdirde trafik güvenliğini tehlikeye atabileceğiniz gibi, ağır cezalarla da karşı karşıya kalma ihtimaliniz doğabilir.

Almanya'da ulaşım

Örneğin Almanya’da araç sürücülerinin çok büyük bir çoğunluğu, hem otobanda hem de şehir içindeki sürüşlerde, şerit değiştirirken sinyal verirler. Otobanlarda sizi sağınızdan geçmeye kalkışan sürücülerle çok nadiren karşılaşırsınız. Otobanda ve diğer şehirlerarası yollarda sollama, adı üzerinde, soldan yapılır ve bu genel kurala Almanya’daki sürücüler büyük çoğunlukla riayet ederler. Araçta bulunan herkes, yolculuğun süresi ve mesafesi ne olursa olsun emniyet kemerini takmaya zorunludur. 12 yaşın altındaki çocuklar, çocuk koltuğu ya da yükseltici kullanmalıdır. Eğer çocuğun boyu 1,50 m.’nin üzerindeyse bu kural göz ardı edilebilir. Şehir içinde azami hız saatte 50 km.’dir. Ancak evlerin ve apartmanların yoğun olduğu sokaklarda bu limit saatte 30 km.’ye kadar düşebilir. Bu tip sokaklarda, aksi tabelalarla belirtilmedikçe, yolunuzu sağdan kesen sokakların önceliği vardır. Söz konusu noktalarda son derece yavaşlamanız, eğer sağdaki sokaktan sizin yolunuza araç çıkıyorsa durup beklemeniz gerekir.

Yine evlerin yoğun olduğu bazı bölgelerde, özellikle de çocuklu ailelerin yaşadığı sokaklarda, sokağı çocukların oynamasına daha elverişli bir hâle getirebilmek için hız limiti “adım temposu”na düşürülür. Sokağın hemen girişinde de büyükçe bir tabelayla bu durum belirtilir. Sokak girişinde, üzerine oyun oynayan çocukların resmedildiği mavi beyaz ve büyükçe bir trafik tabelası görüyorsanız, bilin ki orada aracınızı yürüyüş hızında sürmeniz gerekir. Aracınızı sürdüğünüz caddeden, sağınızdaki veya solunuzdaki başka bir sokağa dönecekseniz ve o noktada trafik ışıkları yoksa, mutlaka karşıdan karşıya geçen yaya ve bisikletlilere yol vermeniz gerekir. Yine aracınızı sürdüğünüz yol üzerindeki yaya geçitlerini kullanarak karşıdan karşıya geçmeye hazırlanan insanlar görüyorsanız, “kesinlikle” durup geçişlerini beklemeniz gerekir. Bisikletliler yaya geçitlerini kullanırken bisikletlerinden inmek zorundadır.

Bisiklet demişken, Almanya’da bisiklet kullanma gayet sevilen bir alışkanlık. Aynı zamanda bisiklet bir şehir içi seyahat aracı olarak da çok yoğun şekilde kullanılıyor. Dolayısıyla bu anlamda çok oturmuş bir kültür var toplumda. Sırtında bir sırt çantası ve üzerinde takım elbisesiyle, evinden işine bisikletle giden kadın-erkek birçok insana rastlayabilirsiniz Almanya sokaklarında. İrili ufaklı tüm kentlerde, ilçelerde ve köylerde oldukça gelişmiş bir bisiklet yolu ağı mevcut. Hatta sadece şehirlerde değil, dağlarda da özel olarak belirlenmiş güzergahlar, bisiklet kullanımı için elverişli hâle getirilmiş toprak yollar var. İnsanlar sadece ulaşım için değil, aynı zamanda spor yapmak ve dağın temiz havası eşliğinde bisiklet sürmenin tadını çıkarmak için de bu yola başvuruyorlar.

Şehrin bazı bölgelerinde, uygun bisiklet yollarının olmadığı kimi yerlerde bisikletler cadde üzerinde de seyredebilirler. Böyle durumlarda eğer bir binek araç sürücüsü bisikletliyi sollamak mecburiyetinde kalıyorsa, geçiş esnasında mutlaka bisikletle kendisi arasında yeterli mesafeyi bırakmak zorundadır. Eğer bir yaya bisiklet yolunun üzerinden geçmek zorundaysa, aynen bir caddede karşıdan karşıya geçer gibi sağını solunu kontrol etmelidir. Bisikletler gerek kendilerine özel yollarında gerekse cadde üzerinde kullanılıyorken, mutlaka doğru teçhizatlarla ve sürüşe tam uygun bir şekilde trafiğe çıkmalıdır. Ön ve arka farları mutlaka çalışıyor olmalıdır örneğin, ya da frenleri kusursuz olmalıdır. Gece sürüşlerinde bisiklet sürücüsü her ihtimale karşı fosforlu bir yelek veya açık renkli bir kıyafet giymelidir.

Almanya’da trafik cezaları da hatırı sayılacak derecede ağırdır…

Araç kullanırken veya kullanmadan önce belli bir seviyenin üzerinde alkollü içki tüketmek, tabii ki kurallara aykırıdır. Bu konuda üst sınır 0,5 promildir. Eğer 21 yaş altındaysanız üst sınır sıfır promildir, yani bir yudum alkol almış olsanız dahi araç kullanamazsınız. Aşırı alkollü araç kullanmak çok ağır para cezaları ödemenize sebep olabileceği gibi, ehliyetinizi de kaybetmenize yol açar. Ehliyetinizi geri alabilmek için zor sınavlardan ve psikolojik testlerden geçmeniz gerekir. Böyle bir durumda ehliyetinizi geri almak için vereceğiniz çaba, belki de ehliyeti ilk kez alacak olanların gösterdiği çabadan daha ağırdır dersek sanırım çok da abartılı olmaz.

Almanya’da hem şehir içinde hem şehir dışında, yani hem saatte maksimum 30 km. hızla araç sürmeye izin verilen yollarda, hem de bu limitin, örneğin saatte 120 km. olduğu şehirlerarası bir yolda, hızınızın ceza sınırının altında kalabilmesi için tanınan tolerans saatte 3 km.’dir. Yani bazı ülkelerde olduğu gibi, söz konusu tolerans, izin verilen maksimum hızın belli bir yüzdesiyle ölçülmez. Bulunduğunuz bölgede yapabileceğiniz en yüksek sürat saatte 120 km. ise, bahsedilen toleransla birlikte size tanınan sürat hakkı saatte en fazla 123 km.’dir. Hem şehir içinde birçok yerde hem de şehirlerarası yollarda, sabit ve geçici süreyle yerleştirilmiş birçok radar bulunur. Aşırı sürat yapmanız hâlinde ağır bir para cezası ödemek zorunda kalabileceğiniz gibi, ayrıca puan cezası almanız da çok muhtemeldir. Belirli bir puan seviyesini geçtiğinizde de ehliyetinize bir süre için el konulur. Aynı şekilde, kırmızı ışık ihlali yapmanız durumunda da ehliyetinizi bir süreliğine kaybetmeniz olasıdır.

Bu kadar çok ehliyet dedikten sonra, biraz da Almanya’da ehliyet alma konusundan bahsedelim ve bu bölümümüzü de tamamlamış olalım…

Almanya'da ulaşım

Türkiye’den almış olduğunuz ehliyetiniz, Almanya’ya ilk yerleştiğiniz günden sonraki altı ay boyunca geçerlidir. Sonrasında Almanya’da ve tüm Avrupa Birliği’nde geçerli bir ehliyetinizin olabilmesi için teorik ve pratik sınavlara girmeniz gerekir. Bu zaman zarfında bir ehliyet okuluna yazılıp, eğitmeninizin önerdiği sürelerde sürüş pratiği yapmanız elzemdir. Zira hem şehir içi trafiği ve işaretlerle ilgili farklılıklara adapte olabilmek hem de pratik sınavda nelerle karşılaşabileceğiniz hakkında fikir sahibi olabilmek için, sürüş eğitimi konusu yüksek önem taşıyor.

Yazılı sınav birçok farklı dilde yapılabiliyor ve bu dillerin arasında Türkçe de var. Sorular çoktan seçmeli. Bu sınava da, piyasada kolaylıkla bulabileceğiniz soru bankası kitaplarından çalışmanızı tavsiye ederim. Sınavda karşılaşacağınız sorular mutlaka söz konusu kitapta bulunan sorular arasından geliyor. Ancak yazılı sınavda başarılı olmanız hâlinde sürüş testine girmeye hak kazanıyorsunuz. Tüm bu sürüş eğitimleri, tıbbi testler ve yardımcı kaynaklara yapılan masraflarla, teorik ve pratik sınav ücretleri, toplamda ne kadar süre eğitim aldığınıza, kaç saatlik bir sürüş pratiğine ihtiyaç duyduğunuza ve sınavları ilk seferde geçip geçemediğinize bağlı olarak, 1.000 ila 3.000 Euro arasında değişir. Yaşadığınız şehir ve seçtiğiniz sürücü okulu da bu maliyetlerin farklılık göstermesinde etkendir…

Evet, bu bölümümüzde Almanya’da ulaşım ve trafik konularını inceledik, genel olarak kurallardan ve dikkat edilmesi gereken ayrıntılardan bahsettik.

Sizin de soru ve önerileriniz olursa lütfen bize yazın. İletişim bilgilerimizi bu vesileyle tekrar paylaşayım:

Bizimle iletişime geçmek için, bilgi@almanyadahayat.com adresine e-posta gönderebilirsiniz. Veya doğrudan, sitemizde bulunan iletişim formunu doldurarak da bizimle temas kurabilirsiniz.

Bir önceki bölümde yaptığım hatırlatmayı tekrar yapmakta fayda görüyorum. Her mesajı ve e-postayı cevaplamaya gayret ediyoruz. Bizden e-posta bekliyorsanız, her ihtimale karşı lütfen spam kutunuzu da kontrol etmeyi ve bilgi@almanyadahayat.com adresini güvenli adresleriniz arasına almayı unutmayın.

Şahsıma ait twitter hesabımdan da, konuyla ilgili, düzenli olarak paylaşımlarda bulunacağım. Dilerseniz beni twitter’dan da takip edebilirsiniz. Paylaşımlar altında, fırsat buldukça fikir alışverişinde bulunabiliriz…

Twitter hesabım: @ilkersagdilek

Önümüzdeki bölümde, Almanya’da günlük hayat, düzenli masraflar ve alışkanlıklar konularını ele almaya çalışacağız.

Lütfen bu blog yazılarını, ihtiyaç duyabileceğini düşündüğünüz yakınlarınızla da paylaşmaya özen gösterin. Bu bilgilere ihtiyacı olan ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek, o kadar faydalı bir iş yapmış oluruz…

Okuduğunuz için teşekkürler…

Kendinize iyi bakın, hoşçakalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir