4. BÖLÜM | ALMANYA’YA KISA VEYA UZUN VADELi GiDiŞ YOLLARI


Almanya’ya kısa veya uzun vadeli gidebilmek ve Almanya’da oturum izni alabilmek için, “Nitelikli İşgücü Göçü Yasası” haricinde kullanılabilen farklı yöntemler

Almanya'da oturum izni

Merhaba…

Almanya’da Hayat blog serimizin 4. bölümünde, Almanya’ya geçici veya kalıcı olarak gidebilmenin, yerleşebilmenin, veya Almanya’da oturum ve çalışma izni alabilmenin diğer bazı farklı yollarından bahsedeceğiz.

Çeşitli vize türleri, seyahat amaçlı gidebilmek için hangi vizeler alınmalı, kalıcı olarak gidebilmek için en çok hangi yollar kullanılıyor, bu konular üzerinde duracağız. Mümkün olduğunca örnekler de vermeye çalışarak, bu bölümde tüm farklı yollara tek tek, fakat yüzeysel bir şekilde değineceğiz. Yazılarımızın bir sonraki bölümünde, yani 5. bölümde de, bizleri en çok ilgilendiren yolların ve vize türlerinin ayrıntılarına gireceğiz.

Bu bölümde ve bir sonrakinde anlatacağımız konuların yeni çıkan göç yasasıyla bir ilgileri olmadığının altını çizeyim. Ayrıca bu iki bölümde anlatacağımız geliş biçimlerinin tamamı, Almanya’da oturum izni alma yoluyla kalıcı yerleşmeyle de alakalı değil sadece. Dediğim gibi, seyahat vizesinden tutun da Mavi Kart ile ilgili ayrıntılara kadar tüm geçerli yolları incelemeye çalışacağız.

Evet, ilk olarak vize çeşitleriyle başlayalım. Bu vizelerin kısa süreli olanları, uzun süreli olanları var. Hepsinden sırayla bahsedelim…

En sık başvurulan vize, doğal olarak turistik vize. Turistik vizeler de kendi içlerinde kategorilere ayrılıyor. Fakat biz en çok talep edilen daha doğrusu kısa süreli seyahatler için en çok verilen vizeden bahsedelim. Schengen C tipi vize ile bu bölümümüzün konularına giriş yapalım…

Schengen C tipi vize için başvurular, çok sıradışı durumlar haricinde doğrudan bulunulan ülkedeki Alman konsolosluklarına yapılır.

Tabii burada da yetkili kuruluş aracılığıyla bu vizeyi almaya çalışmak, sizi gereksiz risklere girmekten ve zaman kaybından koruyacaktır mutlaka. Zira yetkili kuruluş her yıl yüzlerce vize başvurusuna aracılık ediyor. Dolayısıyla hem hızlı bir şekilde işlemleri yürütebilir hem de herhangi bir eksik evrak veya benzeri durumla ilgili endişeleriniz olmaz.

Vizeler için yetkili kuruluş konusuna önümüzdeki yazıda biraz daha detaylı değineceğiz…

Schengen C tipi vize, dediğim gibi turistik bir vizedir. Başvuru sahibine maksimum 90 günlük bir konaklama hakkı tanır, ki bu 90 günlük süreyi de ilk vize başvurunuzda almanız pek mümkün olmayabilir. Eğer çok sıradışı durumlar yoksa, ilk vize başvurunuzdan sonra ilerleyen zaman içerisinde, genellikle turistik geçmişinize, vizelerinizin geçmişteki kullanımlarında herhangi bir şekilde art niyetli davranıp davranmadığınıza bakılarak, sonraki başvurularınızda, vizelerinizin konaklama süresi kademe kademe 90 güne kadar çıkarılabilir. Schengen C tipi vize tamamen turistik bir vizedir. Kesinlikle Almanya’da bulunacağınız süre içerisinde size ticari bir faaliyette bulunma veya bir şekilde para kazandıracak işler yapma yetkisini tanımaz.

90 günden uzun süreli olarak Almanya’da kalmanızın gerektiği durumlarda; mesela, aile birleşiminden önce yapılması gereken bürokratik işlemlerinizi gerçekleştirirken ya da bir işyerinde çalışmaya başlayacağınızda, ilgili evraklarınızın çıkmasını beklerken veya örneğin uzun süreli eğitim için Almanya’ya gidecekseniz (bu dil eğitimi olabilir, akademik eğitimler olabilir) D tipi Schengen vizesi gerekir. Yani bir diğer adıyla ulusal vize. Bu vizenin alınış süreci tabii ki biraz daha meşakkatlidir, çok daha fazla evrak ve bilgi gerektirir.

Her iki vizeyle de Almanya’yla birlikte 26 Schengen ülkesine de giriş yapılabilir. Yalnız bu konuyla ilgili küçük bir istisnai durum söz konusu. Bundan da önümüzdeki yazıda, yaşanmış örneğiyle birlikte bahsedeceğim. Bunun yanısıra her iki tip Schengen vizesi için de gereken evrak ve bilgilerle, diğer ayrıntılar üzerinde de duracağız.

Bir diğer vize türü ise öğrenci vizesi. Öğrenci vizesi de kendi içinde üçe ayrılıyor. Bunlar, dil kursu vizesi, öğrenci adayı vizesi ve eğitim vizesi…

Dil kursu vizesi, adı üzerinde, Almanya’da dil öğrenmek amaçlı olarak alabileceğiniz vizedir. En fazla dokuz aylık bir süre için verilir ve sürenin bitiminde “dil kursuna devam etmek amaçlı olarak” kesinlikle uzatılamaz.

Öğrenci adayı vizesi, bir Alman üniversitesinden lisans ya da yüksek lisans için ön kabul aldığınızda, Almanya’ya gidip hazırlık eğitiminizi tamamlayabilmeniz için verilen vizedir. Örneğin hazırlık kurslarına katılacaksınızdır veya dil eğitimi alacaksınızdır, bu durumda öğrenci adayı vizesine ihtiyaç duyarsınız. Bu vize de en fazla 24 aylık süreyle veriliyor.

Eğitim vizesi de, Almanya’da bir üniversiteden doğrudan kabul aldığınız durumlarda alınan vizedir.

Ön kabul alıp hazırlık eğitiminizi tamamladıktan sonra ya da halihazırda eğitim görecek seviyede Almanca biliyorsanız ve bunu belgelemişseniz veya bir Alman üniversitesinin İngilizce eğitim veren bir bölümüne doğrudan kabul aldıysanız, bu vizeyle ülkeye giriş yaparsınız. Vize ilk etapta 3 veya 6 aylık olarak verilir; daha sonrasında 1 veya 2 senelik oturma izinleri şeklinde uzatılır.

Almanya'da oturum izni

Bu arada, önemli bir bilgi, dil kursu ve öğrenci adayı vizelerinde başvuru sürecinin eskiye kıyasla çok daha komplike hale geldiğini hatırlatmakta da fayda var. Özellikle son yıllarda, Türk öğrencilerin eğitimlerini yarıda bırakıp Almanya’da oturum izni almanın ve daha uzun süreli kalmanın farklı yollarını aramaya odaklanmaları, başarısız olmaları, konsolosluklar nezdinde de, tabii ki olumsuz bir bakış açısına sebebiyet veriyor.

Almanya’da yaklaşık 300 bin civarında yabancı öğrenci eğitim görüyor -çok ciddi bir rakam bu- ve bunların içinde en başarısız, daha doğrusu devam ve eğitim sürecini tamamlama sıkıntısı yaşayan grup, maalesef Türk öğrenciler. Bu konu Alman Akademik Değişim Servisi DAAD’ın, 2015 yılında yaptığı bir araştırmanın raporlarında da ayrıntılı bir şekilde belirtiliyor. Almanya’ya eğitim amaçlı gelen Türk öğrencilerin %50’sinin eğitimlerini yarıda bıraktıkları raporda çok net bir şekilde vurgulanmış. Türk öğrencilerin yarısı, eğitimlerini yarıda bırakarak ya bir şekilde işçi vizesi alıyor ya da evlenerek, Almanya’ya, deyim yerindeyse temelli olarak “kapak atmanın” yollarını arıyorlar. Dolayısıyla Alman makamları da bu vizeyle ilgili başvurularda doğal olarak artık biraz daha titiz davranıyor…

Yine benzer bir vize olan staj vizesiyle devam edelim. Bu vize de kendi içinde, gönüllü staj, zorunlu staj, tıbbi staj ve hospitasyon gibi başlıklara bölünüyor. Bazı stajlar için 90 günlük süre ve dolayısıyla C tipi Schengen vizesi yeterli olabiliyorken, bazı stajlarda maksimum süre 12 aya kadar uzayabiliyor ve D tipi Schengen vizesi, yani ulusal vize gerektiriyor. Staj tiplerine ve vize ayrıntılarına da yine önümüzdeki bölümde değineceğiz.

Misafir bilim insanları ve araştırmacılar için verilen vize de, yapılacak olan araştırmaya ve davet konusuna bağlı olarak, 90 gün ve maksimum 12 aylık süreler şeklinde verilmekte.

Burada da genel prosedür C tipi ya da D tipi vizelerde olduğu gibi işliyor fakat talep edilen belgelerde, yine ayrıntılı olarak anlatacağımız birtakım farklılıklar var tabii…

Tıbbi tedavi amaçlı olarak alınan vize de yine, Schengen C tipi kapsamına giren vizelerden biri. Rutin belgelerinize ilaveten ilgili tıbbi raporlar, çeşitli taahhütler de ekleniyor. Bu vize çeşidini de çok derine dalmadan kısaca ele alacağız.

Türkiye’de talep edilen vize çeşitlerinden bir diğeri de ticari vize. İş gezileri, fuar ziyaretleri veya mesleki olarak gerekliliği, kişinin çalıştığı şirket tarafından onaylanmış, kongre, eğitim, proje, seminer gibi bir organizasyona katılmak için Almanya’ya seyahat edecek olan kişilere verilir. Bu vize de yine Schengen kategorisine girer ve başvuru sahibine Almanya’da, ve tabii çoğu durumda diğer Schengen ülkelerinde de, en fazla 90 gün kalma hakkı verir.

Yine çok merak edilen ve detayları en çok araştırılan vizelerden birisi de yatırımıcı vizesi. Almanya’da iş kurmak…

Yeterli bütçesi olan ve ilgili gereklilikleri sağlayabilen iş sahipleri için; veya yeni iş kurmayı planlayanlar için, süreç başarıya ulaştığı takdirde en cazip yollardan birisi. Bu vizenin sonu “Almanya’da oturum izni”ne çıkıyor ve tabii kişiye ailesiyle birlikte Almanya’da yaşama hakkını da tanıyor. Üstelik eskiye, yani 7-8 yıl öncesine kıyasla birtakım ağır zorunlulukları da kaldırılmış olarak. Dediğim gibi, yatırımcı vizesi çok merak edilen vize türlerinden birisi olduğu için, 5. bölümde oldukça ayrıntılı bir şekilde ele alacağız bu konuyu…

Türkiye’den en çok rağbet gören yöntemlerden biri olan Mavi Kart konusuna geçmeden önce, son olarak iş arama vizesinden de bahsedelim. İş arama vizesi, daha önceki bölümlerde de bahsettiğimiz gibi, en fazla 6 aylığına verilen ve size, Almanya’ya gelerek iş arama, iş başvuruları yapma hakkı tanıyan bir vize. Bu iş arama süreniz zarfında dilerseniz bir dil kursuna da yazılabiliyorsunuz. Fakat bu süreç boyunca, kesinlikle para kazanma amaçlı olarak herhangi bir yerde, sabit bir şekilde çalışmanız mümkün değil. Sadece, deneme amaçlı olarak, muhtemel işyerinizde haftada 10 saati geçmeyecek şekilde çalışmaya izin veriliyor. Ancak kesin olarak iş bulduktan sonra, ilgili izinlere başvurularınız yapılarak çalışma izniniz alınıyor. Dolayısıyla, daha önce detaylarını da verdiğimiz gibi, Almanya’da iş arama esnasında geçiminizi sağlayabileceğinizi taahhüt etme amaçlı olarak açılmış bir bloke hesap ya da bu altı aylık süre zarfında size garantör olabilecek bir yakınınızın varlığı hayati önem taşıyor.

Bu noktada, biraz da yeri gelmişken, bloke hesap konusunun yanısıra başvurulabilecek bir alternatif çözüm olarak önümüzde duran, Almanya’da yaşayan bir yakının garantör olarak davetiye göndermesi konusundan da bahsedeyim kısaca…

Bu davetiyeler, “Landratsamt” olarak anılan ve bizdeki kaymakamlıklara denk gelen idari merkezlerden alınır. Eğer şehir merkezinde yaşıyorsa garantör olacak kişi, yani bizdeki adıyla merkez ilçede ikamet ediyorsa, söz konusu ilgili idari merkez “Kreisverwaltungsreferat”tır. Bu davetiye, yani Almanya’daki adıyla “Verpflichtungserklärung” tam olarak Türkçe’ye çevrildiğinde taahhüt beyanı anlamını taşır, ve taşıdığı anlamın da hakkını verir…

Yani bu belgeyi alan garantör, kefil olduğu ve davet ettiği kişinin, kişi Almanya’da kaldığı, belgede belirtilen süre boyunca maddi manevi tüm sorumluluğunu üstlenmiş demektir. Dolayısıyla devlet, garantörün de belli bir gelir seviyesinde olmasını bekler. Bu gelir seviyesi garantörün evli olup olmadığına, varsa çocuk sayısına, evin büyüklüğü, evde kaç kişinin yaşadığı gibi ayrıntılara bakılarak kuruşuna kadar belirlenmiştir. Her eyalette yaşam standartları farklı olduğu için, bu belirlenen seviyeler de farklılık gösterir. Garantör olacak kişi ilgili idari merkezi arayıp, gelirinin bu tarz bir davetiye için yeterli olup olmadığını iki dakika içerisinde öğrenebilir.

Fakat bu noktada en azından şunu söyleyebilirim: Devletin bu konuyla ilgili belirlediği gelir seviyeleri, hangi eyalet olursa olsun, çok sıradan seviyeler değil. Garantör olabilmek ve ilgili davetiyeyi çıkarttırabilmek için belgelenmesi gereken aylık net kazanç seviyeleri, ortanın üzerinde diyebiliriz. Dolayısıyla, Almanya’da yaşayan her yakınınız da bu davetiyeyi size sağlayamayabilir.

Çok kesin bir şekilde altını çizerek şunu da ekleyeyim: Garantörün, davet edilecek kişiyle akraba olması zorunluluğu da yoktur…

Evet, gelelim son olarak en çok ilgi gören ve başvurulan yöntemlerden biri olan Mavi Kart konusuna…

Son olarak diyorum ama, aslında daha envai çeşit vize var. Fakat burada anlattıklarımın dışında kalanlar, çok spesifik sayılabileceği ve çoğunluğa hitap eden vize çeşitleri olmadığı için bunları es geçeceğim. Örneğin transit vize, fuar vizesi, şoför vizesi, sportif, kültürel ve dini etkinlikler için vizeler ve bunlar gibi birçok farklı vize. Yine de bu vizelerle ilgili olarak da bilmek istedikleriniz olursa, e-posta yoluyla bize ulaşırsanız, memnuniyetle bildiklerimizi paylaşır, yardımcı olmaya çalışırız tabii ki…

Bu arada, muhtemelen dikkatinizi çekmiştir, aile birleşimi konusuna hiç değinmedim. Aile birleşimi, öncesi ve sonrasıyla epey kapsamlı bir konu olduğu için, ilgili ayrıntıları bu blog serisinin 6. bölümünde, ilişkili ve benzer konularla birlikte ayrı bir başlık altında ele alacağız.

Almanya'da oturum izni

Evet, Almanya’da, daha doğrusu Avrupa Birliği’nde diyelim, uzun süreli, hatta süresiz oturum izni alabilmek için en aşina olduğumuz, kulaklarımızın ve gözlerimizin en çok alışık olduğu yöntemlerden biri…

Mavi Kart…

Mavi Kart başvurusu yapabilmek için lisans mezunu olmanız ve ilgili Alman makamlarından diplomanızın denkliğini almanız gerekiyor. Eğer alanınızda 3 ila 5 yıl civarında bir mesleki tecrübeniz varsa bu genellikle yeterli görülüyor. Mavi Kart başvurusunu yapmadan önce Almanya’da bir firmayla iş kontratı imzalamış olmanız gerekiyor ve alacağınız maaş, 2019 yılı için belirtilen meblağlara göre, brüt olarak en az 53.600 Euro tutarında olmalı. Çok ekstrem bir örnek olacak belki ama, durumun ciddiyetini anlatabilmek için söylüyorum; eğer 53.599 Euro’luk bir maaş anlaşması yapmışsanız, Mavi Kart başvurusu yapamıyorsunuz. Çalışma vizesini alabilir ve anlaşma yaptığınız işyerinde çalışmaya başlayabilirsiniz belki, ama Mavi Kart’ın size sunacağı hiçbir ayrıcalıktan yararlanamazsınız.

İşin kötüsü, söz konusu durumda, eğer evliyseniz ve aile birleşimine başvuracaksanız, bu süreçte de sizi çok daha meşakkatli bir yol bekler. Dolayısıyla alacağınız, işvereninizle üzerinde anlaşacağınız maaş, çok ama çok önemli.

Unutmadan, bu maaş seviyesinin bir de istisnası var…

Mühendislik, doktorluk ile fen bilimleri, matematik ve bilişim alanlarındaki mesleklerde, Almanya’da büyük işgücü açığı olduğundan, bu mesleklere özel olarak 41.808 Euro taban maaş seviyesi ayrıcalığı tanımışlar. Fakat ben yine de, bu meslek gruplarından birine dahilseniz bile, “eğer mümkün olabiliyorsa işinizi garantiye alın, sözleşmenizi 53.600 Euro üzerinden yapmaya çalışın” derim.

Tabii bu tamamen, sizin işvereninizle aranızdaki yakınlık durumuna göre veya işverenin size olan ihtiyacının şiddetine göre değerlendirebileceğiniz bir konu…

Blog yazılarımızın 5. bölümünde Mavi Kart konusu ile ilgili çok daha fazla detay bilgi vermeye çalışacağım…

Evet, Almanya’ya kısa süreli veya uzun vadeli olarak gelebilmenin, Almanya’da oturum izni alabilmenin ve çalışabilmenin, yeni çıkan nitelikli işgücü göç yasası haricindeki diğer bazı yollarından, yüzeysel olarak bahsetmeye çalıştık bu bölümümüzde…

Sizin de eğer sorularınız, paylaşmak istedikleriniz veya bizim paylaşımlarımızla ilgili eksik gördüğünüz konular olursa lütfen bize bildirin…

Bizimle iletişime geçmek için, bilgi@almanyadahayat.com adresine e-posta gönderebilirsiniz. Veya doğrudan, sitemizde bulunan iletişim formunu doldurarak da bizimle temas kurabilirsiniz.

Bunların yanısıra, şahsıma ait twitter hesabımdan da konuyla ilgili düzenli olarak paylaşımlarda bulunmak niyetindeyim. Dilerseniz beni twitter’dan da takip edebilirsiniz. Paylaşımlar altında fırsat buldukça fikir alışverişinde bulunabiliriz…

Twitter hesabım: @ilkersagdilek

Bir sonraki yazıda, bu bölümün tüm başlıklarına daha detaylı bir şekilde değineceğiz. Hatta bunlardan bazılarını, çok daha sık başvurulan yöntemleri mümkün olan bütün ayrıntılarıyla ele almaya çalışacağız…

Lütfen bu blog yazılarını paylaşarak, ihtiyaç duyabileceğini düşündüğünüz yakınlarınızı da haberdar etmeye özen gösterin. Bu bilgilere ihtiyacı olan ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek o kadar faydalı bir iş yapmış oluruz.

Okuduğunuz için teşekkürler…

Kendinize iyi bakın, hoşçakalın…

YAZIYI PAYLAŞIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir